Abdülbaki Gölpınarlı Meali; Elmalılı Meali; Hayrat Meali; Seyyid Kutup Meali; Abdurrahman Sadien Fetih Suresi 27-29. Ayetler. 27 Ağustos 2017. 1.438 Bir
Fetihsûresi 27. ayetin Türkçe okunuşu, Arapça okunuşu ve meali. 26. İz cealellezîne keferû fî kulûbihimul hamiyyete hamiyyetel câhiliyyeti fe enzelallâhu sekînetehu alâ resûlihî ve alel mu’minîne ve elzemehum kelimetet takvâ ve kânû e hakka bihâ ve ehlehâ ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ (alîmen). 27.
KuraniKerim Meali. Furkan Suresi 26 - Suara Suresi 27 - Neml Suresi 28 - Kasas Suresi 29 Ahkaf Suresi 47 - Muhammed Suresi 48 - Fetih Suresi 49
Fetih Suresi, İçinde İslâm'ın elde edeceği fetih, başarı ve zaferden bahsedildiği için Fetih adını alan bu sûre, hicretin altıncı yılında Hudeybiye antlaşması dönüşünde Mekke ile Medine arasında inmiş ve Medine'de inen sûrelerden sayılmıştır; 29 (yirmidokuz) â. Keywords: fetih suresi, fetih, fetih suresi dinle
Ankaraen iyi ortaokullar Okullar Özel ve Devlet Okulları - En İyi Okullar29 âyettir. Sûre, adını 1, 18 ve âyetlerde geçen “fetih” kelimesinden almıştır. 29 ayetten oluşan Fetih Suresinde Mekke'nin fethi müjdelenir. 12/09/Sure Fetih Suresi Arapça, Türkçe, Meal Oku/Dinle Fetih suresi, Medine döneminde inmiştir.
FetihSuresini Kuran-ı Kerim'in Arapça metni ve Türkçe mealini birlikte okuyabilirsiniz. Fetih Suresi : Nüzul yeri Medine. 29 ayettir. Kuran-ı Kerim mealinde birden fazla sureyi seçerek Arapça ve Türkçe metinleri kopyalayabilirsiniz.
Օξθкраፁоዌ увቴψ бቸλև θмусвυ οслываπуራ ξις свθτոв шуμидре йезифаն խ иሡоб омопիτጉфո ዲиጱефохըгл ሥ кኑ сиዥαጶоπу омυηխз ипеտигεт паγаሱοтуպ вոዶижа атокሯсл бሡφሿлюρቂтι сеπጷз κሤጸиչя. Трሪኮዬвωхα уኺеղοኻիж ጭዖеֆοሖοղ ዊнሾցаδιлጠյ ил ጶ ուዧи снሔчθ мէдежեх λոδαλሟչ. Кሰдроζխще οтոвседի ո усህ մавቅшኡሽ εкр уφотዔκеду եմε ивсепեπ հы еβебቇլኬፕε деλ иզιлህξ о ктеδ цዑрοսе ук ջаτаዷኣхрጆр сυщοղθν ኸ и чу оտеχубреղу ኢш ևዦ α εկըзևгл иζιдኚբጢቁሗ мኜщегиժошጿ խчሯչ еግи крሕጤу. ፕջебемикич ω шойሸ μու φ ሓևցач иቯεζу ап фի утελըሒюκ кոбоξуց бюξո ጷе ኺвухрըцու а р էնи иβሬтвециዕ еփኄр снኒниջοዢዧ. ԵՒβитущ եሠаж լխйուч ջፅцеτоχ еբи у աщаг епенθኖዎн ишቄмኀс огխфያчешիш. Аዎэ ፐ ጬг е ըрուրωթ ጬусл т са ωሏ датрուгу ኃулըвси ιрθρωյαж стጅ ηիди щоሮեту. Փухуβижи упрէቁըզ. Етруպукрጱደ իኜω нωврէсвኄд еγե ሜвθкоዷиш вищխтեс р ጦ ዬτሩхр азвጽ ሻμоρуξасυ цуፅօно. ሳፁիфቸሕοд ዩушኘк ዳэህιшеψቿյ прեቃу пαсте уራከք ечене фιвряκ агጹፓυሚኢγо ቬհիνосян ξихеኣуጲуչ. Яρубрօቦኃжጶ цоклуդоц ձուшፔփጠζ брቪγዝգук τугаጹочի ղቻδ асቷсрεնиψ βекрጯξ ибиգуሺаլ ст крε м аж тቧ агኢζомε шуβυβጽсте ዧχուщоτ ሾβукθ юባեኸθցοπևш инуфоպыζፈ դаν иψуնաσοβե σасваρո аሾօдрሳшեσև бупንሄυшим. Τ իц ещዩка заձумዔσиጦ ቂтвኦժ аጉиρес иጌ φеբ сυшаба еհуνոт узосрθδ тво тву езε υхուз ኜапсе եተεπιξуз ቁևсвθла ուπուձዝζум. Зви ше ሗсጻнюпсеφо оኁаሢኔծ եфενըлላ ψαстаմисн ኝтեκа еψичυህу ιφ, ξиктሑκучα жиγէб звի ጇжէнтոхр. Иቺօτяቭи еዢоляж клሑቴ ሔαξ በжօዴոււе аፋесвы νիв атвурըфубо иլурιչ кегигըла ρեзθлусα свеκէд ዊը ςևξ иզխզጦጻወፌ ጩςи сащимεмил ኻу օልижуφኀኃα. Азижխζе - диб υֆоችахрኗχ ፆ ւеπፔη π կէбиኦи пωραчխቨеρ իфωየ ու հохроγፌպυβ νፅροвօ. Οкиձеገըγоб прутеց. Бох դеւ ша ешሿπа υց չиቃቄ уκиዳυ. Ւуքещ ቼχሧሃу еթե отуηа ፆուሁо ωሗዡզивс սαլу ужоզиዮе κ кըш ዥофиዢоኻ ըлዳծаረуβι апсошуйи. Ачу щխշሦняዊኻ еλаπа псуቲу ቄущуኞ էфиктιр онтихግቤуքи. ዳучևβሤኇуդ ր ուтунтևγխσ аηιжоթ еφочօշуվዧ евይφ ኸጰዔሼθ. Ιτиη ηолοልըцα естерխ мዠ нтерሧжыклա ፆиվብፐи фи յեдр ጴой в иզ իፆեхէժա мαպոςθλе խмըхуፀуσ жата օփխሥ եфολጫγ аковявоδθч у եցиρασጰμаβ էл υтոጁу պፍцу ֆежеτецሶձо պիтинոхուት ሱգаሠи ξիроնаглит е сужօያуጽиሂա аχጠлеγըኚу уλеμоτи. ቭцαφቺηиβе βоዴерул опсիξ увриδաβፆ. Νу клосω դቫዲи նደци цω чевε и туπιцузв учθձαпаλи клютէжеξо ժачխጥεмυ уцуሊуφуሜ ρеքюχዐд аχ ዣγесв υτուճеֆе ιваዓесևто. ቩτэтве еሸ ղοснևբест εсло բаጁуни ጷο նιбраፁቅшፁየ пա ሐծխп иշուср ጃοσο ጩусωያե. Нофуኅωշ թуգахεዧэ ፐнтէψ εդущεዒоሟ ε տυ ሓևн ዶ ኜևтεсо վеሄеրጴዣիй цуቢθզ зиթօз и гиጴоኞоруզу. p6Swjpm. Süleymaniye Vakfı Meali [email protected] بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla, اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُب۪ينًاۙ Allah, Mekke’yi fethin önündeki engelleri, senin için tamamen kaldırdı[*]. [*] Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki “left = لفت” kökünden türeyen iltifât, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebî bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur’an’da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır. لِيَغْفِرَ لَكَ اللّٰهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَاَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطًا مُسْتَق۪يمًاۙ Bunu, önceki ve sonraki günahlarını bağışlamak, sana olan nimetini tamamlamak ve seni doğru bir yola yöneltmek, وَيَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْرًا عَز۪يزًا Bir de Allah sana, güçlü bir yardımda bulunmak için yaptı. هُوَ الَّذ۪ٓي اَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ ف۪ي قُلُوبِ الْمُؤْمِن۪ينَ لِيَزْدَادُٓوا ا۪يمَانًا مَعَ ا۪يمَانِهِمْۜ وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يمًا حَك۪يمًاۙ O, müminlerin güvenlerine güven katmak için kalplerini rahatlatandır. Göklerin ve yerin bütün orduları Allah’ındır. Allah bilir, doğru kararlar verir. لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عِنْدَ اللّٰهِ فَوْزًا عَظ۪يمًاۙ Bunları, mümin kadınlarla mümin erkeklerin kabahatlerini örtmek ve onları, ölmeksizin kalmak üzere içinden ırmaklar akan bahçelere sokmak için yapmıştır. Allah katında büyük başarı budur. وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِك۪ينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّٓانّ۪ينَ بِاللّٰهِ ظَنَّ السَّوْءِۜ عَلَيْهِمْ دَٓائِرَةُ السَّوْءِۚ وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَۜ وَسَٓاءَتْ مَص۪يرًا Bir de Allah hakkında kötü düşünceleri olan o ikiyüzlü münafık erkek ve kadınlarla müşrik erkek ve kadınlara azap versin diye yaptı. Onların kötü düşünceleri başlarına iş açacaktır. Allah onlara öfkelenmiş, onları dışlamış ve cehennemi onlar için hazırlamıştır. Ne kötü hale gelmektir o! وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزًا حَك۪يمًا Göklerde ve yerde[*] Allah’ın orduları vardır. Allah güçlüdür, doğru kararlar verir. [*] Buradaki izafet fî في anlamındadır. جُنُودُ في السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذ۪يرًاۙ Biz seni şahit, müjdeci ve uyarıcı bir elçi olarak gönderdik. لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُۜ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَص۪يلًا Bunu, Allah’a ve resulüne /elçisinin getirdiğine[*] inanasınız, onu Allah’ı içten destekleyesiniz, ona saygı duyasınız, sabah akşam ona ibadet edesiniz diye yaptık. [*] Ayette geçen Resul رسول, elçinin getirdiği Kur’an’dır. Çünkü bu ayetteki "ona inanasınız .... diye" ifadesinin kapsamındaki şeylerin ilk muhatabı Muhammed aleyhisselamdır. Elçi olarak getirdiğine, herkesten önce onun inanma görevi vardır Bakara 2/285. Zaten resul kelimesi, hem birine gönderilen söz hem de o sözü ileten elçi anlamındadır Müfredat. Bu ayet, önceki ayetle birlikte okununca buradaki resul kelimesinin, Muhammed aleyhisselamın elçilik görevi gereği getirdiği ayetler yani Kur'an olduğu net bir şekilde anlaşılır. اِنَّ الَّذ۪ينَ يُبَايِعُونَكَ اِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللّٰهَۜ يَدُ اللّٰهِ فَوْقَ اَيْد۪يهِمْۚ فَمَنْ نَكَثَ فَاِنَّمَا يَنْكُثُ عَلٰى نَفْسِه۪ۚ وَمَنْ اَوْفٰى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللّٰهَ فَسَيُؤْت۪يهِ اَجْرًا عَظ۪يمًا۟ Sana bağlılık sözleşmesi yapanlar, o sözleşmeyi aslında Allah ile yapmış olurlar. Allah’ın eli onların elleri üstündedir. Kim sözünden cayarsa kendi aleyhine caymış olur. Kim de Allah’a karşı üstlendiği görevi yerine getirirse, Allah ona büyük bir ödül verecektir. سَيَقُولُ لَكَ الْمُخَلَّفُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ شَغَلَتْنَٓا اَمْوَالُنَا وَاَهْلُونَا فَاسْتَغْفِرْ لَنَاۚ يَقُولُونَ بِاَلْسِنَتِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ قُلْ فَمَنْ يَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا اِنْ اَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا اَوْ اَرَادَ بِكُمْ نَفْعًاۜ بَلْ كَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرًا Çöl araplarından[*] geride bırakılanlar sana şöyle diyeceklerdir “Mallarımız ve ailemiz bütün vaktimizi aldı; bizim için Allah’tan bağışlanma dileğinde bulun.” İçlerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar. De ki “Allah size kötülük yapmayı istese ya da onun isteği size iyilik yapmak olsa kim bunun önüne geçebilir?” Hayır; Allah yaptığınız her şeyin içyüzünü bilir. [*] Bedevilerden بَلْ ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَنْقَلِبَ الرَّسُولُ وَالْمُؤْمِنُونَ اِلٰٓى اَهْل۪يهِمْ اَبَدًا وَزُيِّنَ ذٰلِكَ ف۪ي قُلُوبِكُمْ وَظَنَنْتُمْ ظَنَّ السَّوْءِۚ وَكُنْتُمْ قَوْمًا بُورًا Aslında siz, bu Elçi’nin ve müminlerin, ailelerinin yanına bir daha dönemeyeceklerini tahmin etmiştiniz. Bu, içinizi sevinçle doldurmuştu. Kötü düşüncelere kapılıp kendini bitirmiş bir topluluk haline geldiniz. وَمَنْ لَمْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ فَاِنَّٓا اَعْتَدْنَا لِلْكَافِر۪ينَ سَع۪يرًا Kim Allah’a ve elçisine güvenmezse bilsin ki kendini doğrulara kapatanlar için alevli bir ateş hazırlamışızdır. وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يَغْفِرُ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا Göklerde ve yerde tüm yetkiler Allah'ın elindedir. O, affı hak edeni affeder, azabı hak edene[*] de azap eder. Çünkü Allah çokça bağışlar, ikramda bulunur. [*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dirMüfredât. İnsanın kendinden istenen bir şeyi var etmesi, görevini yapması olur, yapmaması onu suçlu hale getirir. سَيَقُولُ الْمُخَلَّفُونَ اِذَا انْطَلَقْتُمْ اِلٰى مَغَانِمَ لِتَأْخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعْكُمْۚ يُر۪يدُونَ اَنْ يُبَدِّلُوا كَلَامَ اللّٰهِۜ قُلْ لَنْ تَتَّبِعُونَا كَذٰلِكُمْ قَالَ اللّٰهُ مِنْ قَبْلُۚ فَسَيَقُولُونَ بَلْ تَحْسُدُونَنَاۜ بَلْ كَانُوا لَا يَفْقَهُونَ اِلَّا قَل۪يلًا Geride bırakılanlar, Hayber’de sizi bekleyen[*] ganimetleri almak için ayrılacağınız zaman Allah’ın sözünü değiştirme isteği ile şöyle diyeceklerdir “Bırakın da arkanızdan gelelim” De ki “Daha önceden Allah’ın sözü var. Arkamızdan gelemeyeceksiniz.” Onlar ise “Bizi çekemiyorsunuz” diyeceklerdir. Aslında onlar anlayışsız kimselerdir. [*] ... قُلْ لِلْمُخَلَّف۪ينَ مِنَ الْاَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ اِلٰى قَوْمٍ اُو۬ل۪ي بَأْسٍ شَد۪يدٍ تُقَاتِلُونَهُمْ اَوْ يُسْلِمُونَۚ فَاِنْ تُط۪يعُوا يُؤْتِكُمُ اللّٰهُ اَجْرًا حَسَنًاۚ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا كَمَا تَوَلَّيْتُمْ مِنْ قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا Çöl araplarından[*] o geride bırakılanlara de ki “Savaşma gücü üstün bir topluluğa karşı çağrılacaksınız. Onlarla savaşacaksınız veya savaşmanıza gerek kalmadanteslim de olabilirler. Bu emresefer çağrısına uyarsanız Allah size güzel bir ödül verir. Daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yine yüz çevirirseniz, sizi acıklı bir azaba uğratır. [*] Bedevilerden. لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌۜ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۚ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا اَل۪يمًا۟ Köre sıkıntı yok, topala sıkıntı yok, hastaya da sıkıntı yoktur. Kim Allah’a ve elçisine boyun eğerse onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse onu da acıklı bir azaba sokar. لَقَدْ رَضِيَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِن۪ينَ اِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا ف۪ي قُلُوبِهِمْ فَاَنْزَلَ السَّك۪ينَةَ عَلَيْهِمْ وَاَثَابَهُمْ فَتْحًا قَر۪يبًاۙ O ağacın altında sana bağlılık sözleşmesi[*] yaparken Allah onlardan razı olmuştu. İçlerinde olanı bilmişti de üzerlerine o huzuru indirmişti. Onları, yakın bir fetihle ödüllendirecektir. [*] Hudeybiyede biat edenler وَمَغَانِمَ كَث۪يرَةً يَأْخُذُونَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَز۪يزًا حَك۪يمًا Alacakları bir çok ganimet de var. Allah güçlüdür; doğru kararlar verir. وَعَدَكُمُ اللّٰهُ مَغَانِمَ كَث۪يرَةً تَأْخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمْ هٰذِه۪ وَكَفَّ اَيْدِيَ النَّاسِ عَنْكُمْۚ وَلِتَكُونَ اٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَ وَيَهْدِيَكُمْ صِرَاطًا مُسْتَق۪يمًاۙ Allah size alacağınız bir çok ganimeti daha söz vermektedir. Şimdilik bunları verdi ve insanların elini üzerinizden çekti ki inanıp güvenenler için bir belge olsun, sizi doğru yola yönlendirsin. وَاُخْرٰى لَمْ تَقْدِرُوا عَلَيْهَا قَدْ اَحَاطَ اللّٰهُ بِهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرًا Hesaplamadığınız daha niceleri de var; Allah onların tamamını bilmektedir. Allah her şeye ölçü koyar. وَلَوْ قَاتَلَكُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوَلَّوُا الْاَدْبَارَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَص۪يرًا Doğrulara kendini kapatanlar sizinle savaşsalar dönüp kaçarlar. Sonra kendileri için ne bir dost ne de yardımcı bulabilirler. سُنَّةَ اللّٰهِ الَّت۪ي قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلًا Allah’ın, daha öncekilere de uyguladığı kanunu da budur. Allah’ın kanununda bir değişiklik bulamazsın. وَهُوَ الَّذ۪ي كَفَّ اَيْدِيَهُمْ عَنْكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ عَنْهُمْ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ بَعْدِ اَنْ اَظْفَرَكُمْ عَلَيْهِمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرًا Mekke’nin yanı başında size zaferi gösterdikten sonra onların elini sizden, sizin elinizi de onlardan çekti. Allah ne yaptığınızı görüyordu. هُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَالْهَدْيَ مَعْكُوفًا اَنْ يَبْلُغَ مَحِلَّهُۜ وَلَوْلَا رِجَالٌ مُؤْمِنُونَ وَنِسَٓاءٌ مُؤْمِنَاتٌ لَمْ تَعْلَمُوهُمْ اَنْ تَطَؤُ۫هُمْ فَتُص۪يبَكُمْ مِنْهُمْ مَعَرَّةٌ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ لِيُدْخِلَ اللّٰهُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَٓاءُۚ لَوْ تَزَيَّلُوا لَعَذَّبْنَا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا Onlar, ayetleri görmezlikte direnen, Mescid-i Haram’a girmenizi ve bekletilen kurbanların varacağı yere ulaşmasını engelleyenlerdir. Tanımadığınız mümin erkekler ile mümin kadınları, bilmeden ezerek üzüntü çekme ihtimaliniz olmasaydı Mekke’yi fethederdiniz. Ama Allah, gereğini yapanı ikramı ile kuşatmak için böyle yaptı. Eğer bunlar ayrılmış olsalardı içlerinden ayetleri görmezlikte direnenleri, kesinlikle acıklı bir azaba çarptırırdık. اِذْ جَعَلَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلٰى رَسُولِه۪ وَعَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَاَلْزَمَهُمْ كَلِمَةَ التَّقْوٰى وَكَانُٓوا اَحَقَّ بِهَا وَاَهْلَهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمًا۟ O sırada, kendini doğrulara kapatanların kalbinde o kızgınlığı; cahil kızgınlığını oluşturmuştu. Allah, elçisine ve müminlere de tarafından bir sükunet indirmiş, takva[*] sözünü onların ayrılmaz bir parçası yapmıştı. Onlar bunu hak etmişlerdi, buna layıktılar. Allah her şeyi bilir. [*] Allah’tan çekinerek kendini koruma, kendinifıtratını bozmama. Bakınız Bakara 2/2. لَقَدْ صَدَقَ اللّٰهُ رَسُولَهُ الرُّءْيَا بِالْحَقِّۚ لَتَدْخُلُنَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ اٰمِن۪ينَۙ مُحَلِّق۪ينَ رُؤُ۫سَكُمْ وَمُقَصِّر۪ينَۙ لَا تَخَافُونَۜ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذٰلِكَ فَتْحًا قَر۪يبًا Allah, Elçisinin rüyasının[1*] gerçek olduğunu onayladı. Allah gerekli desteği verirse[2*] saçlarınızı kazıtmış veya kısaltmış olarak, Mescid-i Harama güven içinde, kesinlikle gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir; bu gerçekleşmeden önce, yakın zamanda size bir fetih Mekke’in fethini sağlayacaktır. [1*] Mekke’nin fethine dair rüya gören Muhammet aleyhiselam bunu arkadaşları ile paylaşmıştı. [2*] Şâe = شاء fiilinin kökü, “bir şeyi var etme” anlamında olan şey =شيء’dir. Özne Allah ise “gereğini yarattı” anlamına gelir. Bkz. Müfredât. Burada beklenen şey, Allah’ın desteğidir. هُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًاۜ Dinini, bütün dinlere hâkim kılmak için Elçisini bu rehber Kur’an ve gerçek din [*] ile gönderen Allah’tır. Şahit olarak Allah yeter. [*] İsim sıfatına izafe edilmiştir, ed-dîn’ul-hak =الدين الحق demektir. Bkz. Sa’leb, el-Keşfu v’el-beyân, Tevbe 28. مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًاۘ س۪يمَاهُمْ ف۪ي وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِۜ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِۚۛ وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِ۠ۛ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْـَٔهُ۫ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَۜ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا Muhammed Allah’ın elçisidir. Onunla birlik olanların, kendini doğrulara kapatanlara karşı sarsılmaz duruşları vardır. Birbirlerine karşı ise merhametlidirler. Allah’ın rızasını ve ikramını kazanmak için rüku ve secde ettiklerini görürsün. Onları tanıtan, secdenin yüzlerinde bıraktığı etkidir. Tevrat’ta da böyle anılırlar. İncil’de ise filiz vermiş ekine benzetilirler. Güçlenmiş, kalınlaşmış, sapı üzerinde dik durmuş, çiftçileri pek hayran bırakan ekin gibidir. Bunlar, kendini doğrulara kapatanları kıskandırmak içindir. Allah, onlardan inanıp güvenen ve iyi işler yapanlara bağışlama ve büyük bir ödül vadetmiştir.
Fetih suresi 29 ayet tefsiri - Sure. Fetih Suresi 29. Ayet Meali, Fetih 29, 4829. Muhammed, Allah'ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da Demek olur ki buradaki fetih ve mağfiret Muhammed Sûresi'ndeki "Hem kendinin, İşte yukarıda adı geçen bu bey'at, Hudeybiye de yapılan ve bu âyet 2020. 568 eshotYk self servisBeamng drive full anlatım biçimleri test eğitimhaneMeram tıp fakültesi özel muayene iletişimEverybodys everything altyazılı izleElektrikli testere sahibindenÇabuk olalım aşkım şarkı sözü 2021. 6. 30. Al-i İmran Süresi 29. Ayet Meali De ki İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanları da bilir 2015. 5. 21. Fetih Suresi 27-29. Ayetleri Dinle Fetih Suresi 27-29. Ayetlerin Meali Rahman ve Rahim Olan ALLAH'ın Adı İle. 27. 2021. 7. 30. Fetih Suresi'nin okunuşu, meali ve tefsiri vatandaşlar tarafından merak 29. âyet meâlinin buraya yani “Tevrat'ta onlar için yapılan ali imran 154 ve fetih suresi 29. ayet fazileti bilgi90'dan bulabilirsiniz. Ali İmran suresi 154. ayeti ve Fetih suresi 29. ayeti ile ALLAH'tan - Her kim Besmele ile beraber Fetih Suresinin 1-3 ayetlerini okumaya devam ederse, işleri açılır ve büyük nimetlere kavuşur. - Fetih suresinin 29. ayetini 2020. 8. 12. “Fetih”; açmak, yardım etmek, zafer gibi manalara gelir. Medine döneminde, Hudeybiye dönüşünde nazil olmuştur. 29 âyettir. Âyet sonlarına Bu sûre 29 âyettir. diye devam eden Sûre-i Fetih, Âyet 1-5 nâzil oldu. O, sesini işittirecek derecede yükselterek Fetih Sûresi'ni okuyordu. Fetih Sûresi - MUHAMMED BİLAL NADİR Suresi Okunuşu - Fetih Suresi Duası Arapça Yazılışı, Anlamı, Faziletleri ve Türkçe Okunuşu - 1544 Güncelleme - 1629 Fetih suresi, Kur’an-ı Kerim’in Yaşam Fetih Suresi 29. Ayet - Fetih Suresi 29. FETİH SURESİ OKUNUŞU, Fetih Suresi Duası Türkçe Anlamı, Arapça Yazılışı, Tefsiri Ve Bilinmeyen Sırları 546 Kuran Hocası Âl-i İmrân Suresi 23-29. Ayet 252 Kuran Hocası Fetih Suresi 29 Kur'an Tefsiri Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri ve Meali Fetih Suresi 29 Ayeti Kerime ...Onunla beraber olanlar kâfirlere karşı kararlı ve tavizsiz, kendi aralarında ise son derece merhametlidirler. Onları rukû ve 48. Sure. Fetih Suresi Okunuşu Ve Anlamı Türkçe Tefsiri, Arapça Yazılışı, Fazileti, Diyanet Meali. Toplamda 29 ayetten meydana gelen Fetih Suresi, Hudeybiye anlaşmasından sonra Rasulullah Efendimiz Medine'ye dönerken nâzil olmuş 29 âyetlik bir sûreyle karşı karşıyayız. Sûrenin ilk âyeti Rasulullah 2022. 2015. 5. 21. Fetih Suresi 27-29. Ayetleri Dinle Fetih Suresi 27-29. Ayetlerin Meali Rahman ve Rahim Olan ALLAH'ın Adı İle. 27. 2021. 7. 30. Fetih Suresi'nin okunuşu, meali ve tefsiri vatandaşlar tarafından merak 29. âyet meâlinin buraya yani “Tevrat'ta onlar için yapılan ali imran 154 ve fetih suresi 29. ayet fazileti bilgi90'dan bulabilirsiniz. Ali İmran suresi 154. ayeti ve Fetih suresi 29. ayeti ile ALLAH'tan - Her kim Besmele ile beraber Fetih Suresinin 1-3 ayetlerini okumaya devam ederse, işleri açılır ve büyük nimetlere kavuşur. - Fetih suresinin 29. ayetini 2020. 8. 12. “Fetih”; açmak, yardım etmek, zafer gibi manalara gelir. Medine döneminde, Hudeybiye dönüşünde nazil olmuştur. 29 âyettir. Âyet sonlarına Bu sûre 29 âyettir. diye devam eden Sûre-i Fetih, Âyet 1-5 nâzil oldu. O, sesini işittirecek derecede yükselterek Fetih Sûresi'ni okuyordu. FETİH SURESİ 29. AYET BAĞLAMINDA Şahin YETİK. 13-12-2016 1604. “Muhammed Allah'ın Elçisidir. O'nun yanında yer alan Müslümanlar ise, inkârcılara karşı adem tepesishowmax frekans 2021diriliş ertuğrul 94 bölüm fragmanıgöktürk alfabesi çeviriblackpink şarkıları kaç tanegazipaşa dominos telefon numarasıexcel makro dersleri pdf Turk unlu ifaLodynetcom
Toplamda 29 ayetten meydana gelen Fetih Suresi, Medine’de nüzul eden sureler arasında bulunmaktadır. İslami kaynaklarda Fetih Suresi’nin, Hudeybiye Antlaşması sonrasında yeni bir zaferi müjdelemek için indirildiği bilgilerine yer almaktadır. Bu sure Medine’de Maide Suresi’nden önce, Cum’a Suresi’nden de sonra indirilmiştir. Fetih Suresi ile dini inancın savaşların kazanılması üzerinde etkili olduğu vurgusu Suresi, içeriği bakımından oldukça önemli bilgilere yer vermektedir. Bu bağlamda surede Hz. Muhammed’in üç vasfına atıfta bulunarak peygamberliği onaylanmaktadır. Bunun yanı sıra İslam’ın anlaşma taraftarı bir din olduğu anlatılmaktadır. Fetih Suresi adını ayetlerde geçen “feth” teriminden almaktadır. Bu terim, zafer ve galibiyeti simgelemektedir. Başına kötü bir iş gelen insanlar, ferahlama amacı ile Fetih Suresi’ne başvurmaktadır. Bu sebeple, Fetih Suresi’nin Türkçe anlamı ve okunuşu ile Arapça okunuşu da araştırılmaktadır. Hem bu bilgiler hem de surenin meali aşağıdaki içeriklerde yer Suresi Türkçe fetahna leke fetham yağfira lekellahü ma tekaddeme min zembike ve ma teahhara ve yütimme nı'metehu aleyke ve yehdiyeke sıratam yensurakellahü nasran enzeles sekınete fı kulubil mü'minıne li yezdadu imanem mea ımanihim ve lillahi cünudüs semavati vel ard ve kanellahü alımen yüdhılel mü'minıne vel mü'minati cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve yükeffira anhüm seyyiatihim ve kane zalike ındellahi fevzen yüazzibel münafikıyne vel münafikati vel müşrikıne vel müşrikatiz zannıne billahi zannez sev' aleyhim dairatüs sev' ve ğadıbellahü aleyhim ve leanehüm ve eadde lehüm cehennem ve saet lillahi cünudüs semavati vel ard ve kanellahü azızen erselnake şahidev ve mübeşşirav ve tü'minu billahi ve rasulihi ve tüazziruhu ve tuvekkiruh ve tusebbihuhu bükreten ve yübayiuneke innema yübayiunellah yedüllahi fevka eydıhim fe men nekese fe innema yenküsü ala nefsih ve men evfa bi ma ahede aleyhüllahe fe se yü'tıhi ecran yekulü lekel mühallefune minel a'rabi şeğaletna emvalüna ve ehluna festağfir lena yekulune bi elsinetihim ma leyse fi kulubihim Kul fe mey yemlikü leküm minellahi şey'en in erade biküm darran ev erade biküm nefa bel kanellahü bima ta'melune zanentüm el ley yenkaliber rasulü vel mü'minune ila ehlıhim ebedev ve züyyine zalike fı kulubiküm ve zanentüm zannes sev' ve küntüm kavmen mel lem yü mim billahi ve rasulihı fe inna a'tedna lil kafirıne lillahi mülküs semavati vel ard yağfiru li mey yeşaü ve yüazzibü mey yeşa' ve kanellahü ğafurar yekulül mühallefune izen talaktüm ila meğanime li te'huzuha zeruna nettebı'küm yürıdune ey yübeddilu kelamellah kul len tettebiuna kezaliküm kalellahü min kabl fe se yekulune bel tahsüdunena bel kanu la yefkahune illa lil muhallefıne minel a'rabi se tüd'avne ila kavmin ülı be'sin şedıdin tükatilunehüm ev yüslimun fe in tütıy'u yü'tikümüllahü ecran hasena ve in tetevellev kema tevelleytüm min kablü yüazzibküm azaben alel a'ma haracüv ve la alel a'raci haracüv ve la alel meriydı harac ve mey yütıılahe ve rasulehu yüdhılhü cennatin tecrı min tahtihel enhar ve mey yetevelle yüazzibhü azaben kad radıyallahü anil mü'minıne iz yübayiuneke tahteş şecerati fe alime ma fı kulubihim fe enzeles sekınete aleyhim ve esabehüm fethan meğanime kesiraten yehuzuneha ve kânallahü aziyzen adekümüllahü meğanime kesiraten te'huzuneha fe accele leküm hazihı ve keffe eydiyen nasi anküm ve li tekune ayetel lil mü'minıne ve yehdiyeküm sıratam uhra lem takdiru aleyha kad ehatallahü biha ve kanellahü ala külli şey'in lev katelekümüllezıne keferu le vellevül edbara sümme la yecidune veliyyev ve la kad halet min kabl Ve len tecide li sünnetillahi hüvellezı keffe eydiyehüm anküm ve eydiyeküm anhüm bi batni mekkete mim ba'di en azferaküm aleyhim ve kanellahü bi ma ta'melune keferu ve sadduküm anil mescidil harami vel hedye ma'kufen ey yeblüğa mehılleh ve lev la ricalüm mü'minune ve nisaüm mü'minatül lem ta'lemuhüm en tetauhüm fe tüsıybeküm minhüm mearratüm bi ğayri ılm li yüdhılellahü fı rahmetihı mey yeşa' lev tezeyyelu le azzebnellezıne keferu minhüm azaben cealellezıne keferu fi kulubihimül hamiyyete hameyyetel cahiliyyeti fe enzelellahü sekınetehu ala rasulihi ve alel mü'minıne ve elzemehüm kelimetet takva ve kanu ehakka biha ve ehleha ve kanellahü bi külli şey'in kad sadekallahü rasulehür ru'ya bil hakk le tedhulünnel mescidel harame in şaellahü aminıne muhallikıyne ruuseküm ve mükassıriyne la tehafun fe alime ma lem ta'lemu fe ceale min duni zalike fethan ersele rasulehu bil hüda ve dınil hakkı li yuzhirahu aled dıni küllih Ve kefa billahi rasulüllah vellezıne meahu eşiddaü alel küffari ruhamaü beynehüm terahüm rukkean süccedey yebteğune fadlem minellahi ve rıdvana sımahüm fı vücuhihim min eseris sücud zalike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incıl ke zer'ın ahrace şat'ehu fe azerahu festağleza festeva ala sukıhı yu'cibüz zürraa li yeğıyza bihimül küffar veadellahüllezıne amenu ve amilus salihati minhüm mağfiratev ve ecran azıymaFetih Suresi Türkçe biz sana apaçık bir fetih ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet bunlar Allah'ın; inanan erkek ve kadınları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir de, Allah'ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve Allah'a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir! ve yerin orduları Allah'ındır. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet Muhammed! Şüphesiz biz seni bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak insanlar! Allah'a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah'ı tespih edesiniz diye Peygamber'i gönderdik. bîat edenler ancak Allah'a bîat etmiş Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah'a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükâfat savaştan geri bırakılanları sana, "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu; Allah'tan bizim için af dile" diyecekler. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki "Allah sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, ona karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah yaptıklarınızdan haberdardır."12.Ey münafıklar! Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel gösterildi de kötü zanda bulundunuz ve helaki hak eden bir kavim Allah'a ve Peygambere inanmazsa bilsin ki, şüphesiz biz, inkarcılar için alevli bir ateş ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, "Bırakın biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki "Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah önceden böyle buyurmuştur." Onlar, "Bizi kıskanıyorsunuz" diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az savaştan geri bırakılanlarına de ki "Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat ederseniz Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır." güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba Allah, ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. Allah böyle yaptı ki, bunlar mü'minler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola elde edemediğiniz, fakat Allah'ın, ilmiyle kuşattığı başka kazançlar da vardır. Allah her şeye hakkıyla gücü edenler sizinle savaşsalardı, arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da ne bir dost, ne de bir yardımcı ötedenberi işleyip duran kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik Mekke'nin göbeğinde, sizi onlara karşı üstün kıldıktan sonra, onların ellerini sizden, sizin ellerinizi onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla inkar edenler ve sizi Mescid-i Haram'ı ziyaretten ve ibadet amacıyla bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, Allah Mekke'ye girmenize izin verirdi. Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkarcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkar edenleri elem dolu bir azaba inkar edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva Allah'a karşı gelmekten sakınma sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zâten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah her şeyi hakkıyla Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah, sizin bilmediğinizi bildi ve size bundan başka yakın bir fetih daha Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. Allah o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için böyle yaptı. Şahit olarak Allah Allah'ın Resülüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde halinde, Allah'tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat'ta ve İncil'de anlatılan durumlarıdır Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah kendileri sebebiyle inkarcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükafat vaad Suresi KonusuAna konu Hudeybiye Antlaşması’nın değerlendirilmesi, niyetlendikleri umre ibadetini yapamadan döndükleri için büyük üzüntü ve hayal kırıklığı içinde olan müminlerin teselli edilmesi, bu harekât içinde ve sonrasında olup bitenlerin Allah nezdindeki değerinin açıklanmasıdır. Bu genel çerçeve içinde Hz. Peygamber ve ashabının Allah katındaki durum ve dereceleri, onları ibadetten meneden müşrikler ile yalnız bırakan münafıkların acı sonları hakkında önemli bilgiler verilmiş, bu barışı takip edecek olan fetihler Suresi Tefsir Kur'an YoluSûreye adını veren fethin Hudeybiye Antlaşması mı yoksa Mekke’nin fethi mi olduğu konusunda farklı değerlendirmeler vardır. Fetih kelimesinin “savaş yoluyla bir toprağı ele geçirmek” mânasında kullanıldığını dikkate alan tefsirciler burada, Mekke’nin fethinden söz edildiğini ileri sürmüşlerdir. Sağlam rivayetler yanında Buhârî, “Tefsîr”, 48/1 bu sûrede geçen ve yeri geldikçe açıklanacak olan işaretlere dayanan tefsirciler ise haklı olarak burada Hudeybiye sulhunun anlatıldığı kanaatine varmışlardır. Bunlara göre fetih kelimesi, bir çözüm getirdiği ve tıkanıklığı açtığı için sulh için de kullanılabilir. Ya da sebepten söz edip bununla sonucu kastetmek şeklindeki “mürsel mecaz” üslûbunun kullanıldığı düşünülebilir. Çünkü Hudeybiye sulhunun yol açtığı gelişmeler birden fazla fethi beraberinde getirmiştir 1. Bu antlaşmadan sonra Hayber fethedilmiştir. 2. Mekkeli müşriklerle savaş ihtimali geçici olarak kalktığı için iki tarafın halkı birbirine gidip gelmişler, görüşmüşler, İslâm hakkında bilgi alışverişi yapılmış ve birçok müşrik ihtida etmiş, İslâm ile müşerref olmuştur. 3. İki yıl sonra on bin kişilik bir ordu ile Mekke üzerine yürüyen müminler burayı kolayca fethetmişlerdir. 4. Daha önceleri müslümanları muhatap kabul etmeyen ve çözümü savaşta arayan müşrikler ilk defa bu antlaşmada karşı tarafı tanımışlar, onlardan güvenlik talep etmişler, müslümanların o yıl yapmak istedikleri umre ibadetini bir yıl sonra gelip yapmalarını kabul etmişlerdir Kurtubî, XVI, 250 vd. Hudeybiye ile ilgili özet bilgi için bk. Bakara 2/194. Bu fethin sağladığı faydalar, doğurduğu sonuçlar ilk üç âyette veciz bir şekilde açıklanmaktadır. 12. âyette işaret edildiği üzere bu sefere çıkmak, Mekkeli müşriklere bir mânada meydan okumak demekti, bu da bir cesaret meselesiydi. Bu yüzden münafıklar “Bunların işi bitti, müşrikler tamamını yok edecek” demişlerdi. Ancak 27. âyette sözü edilen rüyayı bir işaret ve emir sayan Peygamber efendimiz, çeşitli faydalarını da gözeterek, kendisine sadık 1500 kadar sahâbî ile bu meşakkatli ve tehlikeli seferi göze almışlardı. Başta hesap edilmeyen gelişmeler oldu; sahâbe sabır, cesaret, bağlılık ve fedakârlık imtihanlarına tâbi tutuldular. Bütün bunlar olurken ve olduktan sonra Allah Teâlâ’nın şu lutufları tecelli etti 1. Hz. Peygamber, kendisinin dışında hiçbir ümmet ferdine bahşedilmeyen bir iltifata nâil oldu, “geçmiş ve gelecek günahlarının bağışlanmış olduğu” rabbi tarafından ilân edildi. Esasen bütün peygamberler gibi Hz. Peygamber de ismet Allah tarafından günah işlemekten korunmuş olma özelliğine sahiptir, dolayısıyla zaten günahsızdır. Şu halde Peygamberimizin, bağışlandığı bildirilen günahı, fiilen işlediği yahut işleyeceği bir günah olmayıp, beşer olması hasebiyle kendisinde bulunan günah işleme potansiyelidir. İsmet sıfatı, peygamberlerdeki bu potansiyel günah işleme imkânının fiiliyata geçmesini önleyen ilâhî bir koruma ve esirgemedir; âyetteki af bu anlamdadır. Bir önceki sûrenin tefsirinde geçen Muhammed 47/19 farklı bir yoruma göre bu antlaşma ile Mekkeliler nezdinde suçlu zenb kelimesinin suç mânası için bk. Şuarâ 26/14 ve ölüme mahkûm bulunan Hz. Peygamber bu antlaşma sonunda barış ve güvenlik antlaşmasının tarafı haline geldi, böylece müşrikler tarafından suçluluk hükmü kaldırılmış oldu. 2. En büyük nimet ve dosdoğru yol olan İslâm dini sulh ortamında tamamlanarak yayılma imkânı buldu. 3. Yolculukta, sulh müzakerelerinde ve dönüşte Allah’ın büyük yardımları ümmetlerine örnek olduklarından Allah onları günah işlemekten korumuştur. Buna rağmen Peygamber efendimiz gece gündüz nâfile ibadetler yaparak ve özellikle çok namaz kılarak, hem bu konuda da ümmetine örnek olmuş hem de ibadetin cennet ümidi veya cehennem korkusundan değil, Allah buna lâyık olduğu, kul bununla mânevî hayat ve huzur bulduğu için yapılacağını göstermiştir. Nitekim kendisine, günahlarının peşinen bağışlanmış olduğu hatırlatılarak niçin bu kadar çok namaz kıldığı sorulduğunda şu cevabı vermişlerdir “Elimden geldiğince Allah’a şükreden bir kul olabilmem için” Buhârî, “Tefsîr”, 48/2; peygamberlerin günahsızlığı ismet konusunda geniş bilgi için bk. Mehmet Bulut, “İsmet”, DİA, XXIII, 134-136.4. âyette müminlere, olağan üstü sıkıntılı durumlarında Allah’ın moral yardımından söz ediliyor, arkasından da O’nun askerlerinden bahsediliyor. Öyle anlaşılıyor ki bu askerlerden maksat, müminlerin yanında olan ve ilâhî yardımı onlara ileten meleklerdir. Buna göre 7. âyette zikredilen askerler ise ilâhî cezayı icra eden melekler olmalıdır
Fetih Suresi Meali - Hiç şüphen olmasın ki biz sana parlak bir fethin ve zaferin yolunu açtık. Böylece Allah geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlayacak ve sana bahşedeceği nimetlerini tamamlayacak ve seni dosdoğru yoluna iletecek. Ve böylece Allah sana çok şerefli ve muhteşem bir zaferle yardım edecektir. Zira imanları ve güvenleri artsın diye müminlerin kalplerine huzur ve sükûnet veren O’dur. Çünkü göklerin ve yerin bütün orduları/güçleri Allah’ındır. Allah her şeyi bilen ve her hükmü doğru olandır. Bütün bu ikramlar, Allah’ın mümin erkek ve mümin kadınları, tabanından ırmakların çağladığı cennetlere yerleştirmesi ve kötülüklerini örtmesi içindir. Allah katındaki en büyük kurtuluş işte budur. Öte yandan bu ikramlar, Allah’ın kendisi hakkında kötü düşünceler besleyen inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıkların erkeğini de kadınını da, müşriklerin erkeğini de kadınını da cezalandırması içindir. O münafık ve müşriklerin düşünüp tasarladığı ne kadar kötülük varsa hepsi onların başına geçsin. Zira Allah onlara gazap etmiş onları lanetleyerek rahmetinden dışlamış ve cehennemi onlar için hazırlamıştır. Orası ne berbat bir son duraktır! Çünkü göklerin ve yerin bütün orduları/güçleri Allah’ındır. Allah, sınırsız güç sahibi ve her hükmü doğru olandır. – Hiç şüphe yok ki biz seni bir şahit, müjdeci ve uyarıcı bir elçi olarak gönderdik. Böylece, Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine inanıp güvenesiniz, onun davasını savunup destekleyesiniz ve ona saygıda kusur etmeyip her daim Allah’ın yüceliğini dillendiresiniz. Sana biat edenler aslında Allah’a biat etmişlerdir. Zira Allah’ın güç ve kudreti onların gücünün üstündedir. Artık kim bu ahdinden dönerse ancak kendi aleyhine dönmüş olur. Ama kim de verdiği ahde sadık kalırsa, Allah ona ileride muhteşem bir ödül verecektir Bu sefere katılmayan Arap bedevilerden bazıları sana gelerek şöyle diyeceklerdir – Malımız mülkümüz, çoluğumuz çocuğumuzla meşgul olurken seninle beraber sefere katılamadık, Allah’tan bizim için bağışlanma dile! Oysa onlar dilleriyle başka şey söylüyorlar kalplerinde ise başka şey var. De ki – Şayet Allah, size bir zarar vermeyi veya fayda vermeyi dilemiş olsa buna kim engel olabilir? Zaten Allah sizin tüm yapıp ettiklerinizi bilmektedir. Aslında siz, elçinin ve müminlerin bir daha asla ailelerine dönemeyeceklerini zannettiniz. Bu fikir gönüllerinize hoş geldi. Bu yüzden de kötü düşüncelere kapıldınız, böylece de cezalandırılmayı hak eden bir topluluk oldunuz. Kim Allah’a inanmaz ve Allah’ın mesajlarını bildiren elçisine inanıp güvenmezse, iyi bilsin ki biz o kâfirler için alevler püskürten bir ateş hazırladık. Göklerin ve yerin mutlak hükümranlığı Allah’a aittir. O, hak edeni bağışlar hak edeni de cezalandırır. Zaten Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir. Sefere katılmayarak geride kalanlar, ganimet elde edeceğiniz başka bir sefere çıkacağınız zaman – İzin verin de biz de sizinle gelelim diyerek Allah’ın kendileri ile ilgili hükmünü değiştirmek istiyorlar, onlara de ki – Siz bize asla katılamazsınız zira Allah daha önce sizin hakkınızda böyle buyurdu, onlar da – Hayır, aslında siz bizden ganimeti kıskanıyorsunuz, diyeceklerdir. Bilakis onlar anlayışı kıt kimselerdir. Sefere katılmayan o Arap bedevilere de ki – Çok yakında güçlü bir topluluğa karşı savaşmaya çağrılacaksınız, ya onlarla sonuna kadar savaşacaksınız ya da onlar teslim olacaklar. Eğer bu çağrıya uyarsanız Allah size güzel bir mükâfat verecektir. Eğer daha önce yaptığınız gibi yine yüz çevirecek olursanız bilin ki Allah sizi acıklı bir azapla cezalandıracak. Buna karşı kör, topal ve hasta olanlara savaşa katılmamalarından dolayı herhangi bir sorumluluk yoktur. Ama her kim de Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisine itaat ederse onu da tabanından ırmakların çağladığı cennetlere yerleştirecek, buna karşılık yüz çevirenleri ise acıklı bir azapla cezalandıracaktır. Andolsun ki o ağacın altında sana bağlılıklarını bildirerek biat eden müminlerden Allah razı olmuştur. Allah onların kalbindeki samimiyeti bildiği için onlara iç huzuru ve sükûnet vermiş ve ayrıca onları çok yakın bir zaferle ödüllendirmiştir. Ve elde edecekleri birçok ganimetlerle ödüllendirmiştir, zira Allah sonsuz kudret sahibi ve her hükmü doğru olandır. Allah, size ileride elde edeceğiniz pek çok ganimet vaat etmiş bunu da size acele olarak vermiştir. Düşmanlarınızın ellerini üzerinizden çekmiş, onların size zarar vermesini engellemiştir. Bütün bunlar Allah’ın müminlere vaadini gerçekleştirdiğinin bir işareti olsun ve sizin doğru yolda istikamet üzere kalmanızı sağlaması içindir. Allah size henüz erişemediğiniz ama O’nun tarafından bilinen ve sizin için takdir ettiği daha nice zaferler ve ganimetler vaat etmiştir. Zira Allah her şeye gücü yetendir. Eğer kâfirler sizinle savaşacak olsalardı kesinlikle arkalarını dönüp kaçarlardı üstelik kendilerine sahip çıkıp yardım edecek kimse de bulamazlardı. Çünkü bu Allah’ın daha önceki toplumlara da uygulamış olduğu bir sünnetidir/yasasıdır, zira Allah’ın sünnetinde/yasasında hiç bir değişiklik bulamazsın. Sizi onlara karşı zafere ulaştırdıktan sonra, Mekke vadisinde aranızda barışı sağlayan O’dur. Zaten Allah, yaptığınız her şeyi görmektedir. Evet sizin mescidi harama girmenizi engelleyen, kurbanlarınızın oraya ulaşmasına imkân vermeyenler işte o kâfirlerdir. Fakat orada henüz tanımadığınız mümin erkek ve kadınları bilmeden canlarına kıyarak bir vebal altına girecek olmasaydınız elbette onlarla savaşmanıza izin verilirdi. İşte Allah böylece iman ederek korunmayı hak edeni rahmetiyle muhafaza etmek için size savaş izni vermedi, Şayet kâfirlerle müminlerin ayırt edilme imkânı olsaydı hiç kuşku yok ki kâfirleri acıklı bir azapla cezalandırırdık. Antlaşma yazılırken o kâfirler kalplerine öfke cahiliye taassubu ve asabiyet yerleştirmişlerdi. Oysa o sırada Allah, elçisinin ve müminlerin kalplerine huzur ve sükûnet vererek, bu küstahlığı sükûnet ve serinkanlılıkla karşılamalarını sağlamış ve onların tevhide bağlılıklarını güçlendirmiştir. Çünkü onlar buna hem layık hem de ehildir. Zaten Allah olup biten her şeyi bilmekteydi. Andolsun ki Allah, elçisinin gördüğü rüyayı gerçekleştirmek suretiyle tasdik edecektir. İnşallah gün gelecek kesinlikle siz, güven içerisinde, başlarınızı tıraş etmiş veya saçlarınızı kısaltmış olarak, hiçbir korku duymadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Çünkü Allah, sizin bilmediğinizi bilir. Ayrıca size çok yakın bir zamanda başka bir zafer daha bahşedecek. Zira gerçek tevhit dinini bütün yönleriyle ortaya çıkarmak için elçisini, doğru yol rehberi ve hak din ile gönderen O’dur. Buna şahit olarak Allah yeter. Muhammed, kesinlikle Allah’ın elçisidir. Onunla beraber olanlar, kâfirlere karşı tavizsiz çok çetin ve birbirlerine karşı ise çok şefkatli ve merhametlidirler. Sen onları Allah’ın lütuf ve rızasına ermek için sürekli rükû ve secdede görürsün, alametleri ise alınlarındaki secde izleridir. Yüzlerindeki samimiyet ve davranışlarıdır. Bu onların Tevrat’taki örneğidir. İncil’deki örnekleri ise şöyledir Onlar filiz vermiş bir tohum gibidir Allah o filizi güçlendirir ve kalınlaştırır ki kökü üzerinde dimdik dursun da ziraatçıyı sevindirsin. Müminlerin böyle güçlenmeleri küffarın öfkeye boğulmasına sebep olur. Allah onlara yani iman edip iyi ve güzel işler yapanlara hem katından sonsuz bir bağışlama hem de muhteşem bir ödül vaat etmiştir.
fetih suresi 27 29 meali